<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=30959787&amp;blogName=Suyla+ya%C5%9Fam+%3A%29&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
28 EKİM 2009
AŞK YENİDEN..
 
posted by Gökçe at 12:49 PM | Permalink | 11 comments
Once open a time..
Eskiden çok eskiden kalma, tozlu raflardaki defter aralarına sıkışmış bir aşka rastladım dün uzun olmayan sokakta..
Her aşk güzel hatırlanır ya ben hiç güzel hatırlamadım seni.. Öfkeni, öfkemi, kavglarımızı, yüzümü morartırcasına attığın tokatları onunla gelen sınırı olmaz hakaretleri, saygısızlığını ve her şeyden önemli aldatışını anımsadım ayak üstü konuştuğumuz o kısacık zamanda..
Senden ne kadar nefret ettiğimi fark ettim, iyi dileklerle ayrılamadık çünkü dileyecek bir iyiliğim yok adına.. Daha beter ol diyebiliyorum ama bak..

PS: Ettiğini bul sevdiğim.. Senden sonra kimseye güvenmez oldum, sağol..
 
posted by Gökçe at 12:08 PM | Permalink | 3 comments
Yazdan Kalma Bir Günde..
Fotoğrafına baktım az önce erimiş dağ gibi adam.. Saçlarda gidince tanıyamadığım biri bakıyor sanki, gözleride olmasa.. Göbeğini oynatırdı gülerken kalmamış göbek möbek.. Eriyor gün geçtikçe uzun yıllar yaşaması dileğiyle diyorum, uzun sağlıklı ama ciğerlerden ilerlemesi kolaymış.. Ne bilem ben dersin bilmediğin şivede, uğraşırsın didinirsin.. Tam rahata erdim dersin, dediğinin ilk haftasında kaderin çıkıp gelir, seni yakalar.. Diz çökersin ellerin başında, nereye gidemez ki bu yol bilemezsin, çaresizlik böyle bir şey olsa gerek.. Daha önce ki çaresizliklerine gülmekle ağlamak arasında bakarsın süzülürken yaşlar boğazına yüzün donuktur.. Gevşetemezsin..
Masa başında yenen yemekler tarihe gömülür bir eksikle.. Boş sandalyeyle göz göze gelmemek için ekmek arasını tercih edersin bir köşede; sen mi ekmeği yersin, ekmek mi seni bilemezsin.. Açlığını bastıramazsın miğdenin asitlerinde, boğazını yakar yutkunmaya dahi çekinirsin..
Telefon sesinden korkar oldursun her an tetikte bekliyoruz neyi beklediğimizi bilerekten işte öyle..
İyiler erken ölürmüş ya umarım sen kötüsündür sevdiğim..
Canın dediğim her parçamın kötü olması dileğiyle.. Biliyorum zaman akıyor, biliyorum yine aynı acı yine aynı yerden vuracak beni ve biliyorum bu sefer de yalnızım..

PS: Bazen kaybolmak ister ya insan işte ben .....
 
posted by Gökçe at 1:12 PM | Permalink | 0 comments
■ ๋:●. ๋● ● Katkat kilit var kalbimde ● ●๋.●๋: ■
Hesap sordum herkese.. Duvarlar ördüm.. Büyük adımlar attım.. Koşa koşa uzaklaştım..
Zamanın kötü ruhu iyi olan ne varsa hepsini yuttu..
Dışarısı, beyazın siyaha geçiş süresi.. Ruhum, bedenime bir kaç beden büyük.. Korkuyorum, korktukça yoruluyorum..


PS: Bakkala gitmek istemeyen, ayağına büyük gelen terlikleri asfalta sürten çocuklar aşkına; bir yanım geçit vermez karlı bir dağ, diğer yanım yalınayak senden uzaklaşıyor..
 
posted by Gökçe at 6:48 PM | Permalink | 1 comments
Veraset Kanunu..
Bazen, bakarsınız yıllar geçmiştir yolculuğunuzdan birbirinize, ve aslında siz değil o ilişki bile rüştünü kanıtlamıştır, içinde gizli saklı insana dair ne varsa, o kadar duyguyu da büyütmüştür beraberinde, ve şehvetin kokusu da sinmiştir üstüne ama bilirsiniz ki, diğerleri, konu komşu duygularınız bundan rahatsızdır, şikayet ederler hep birlikte ve o zaman şikayet değerlendirilir, verilen karar, ''reşit olmaya izin yok'' , aklı sana vasi tayin ettimdir..

PS: Rehdan-ı gaybım eyle ki ankay-ı vahşetün, arz-ı refakati meşhurdur bana..
 
posted by Gökçe at 6:19 PM | Permalink | 0 comments
๑۩۩๑ Sessiz harfler şehri ๑۩۩๑
Bir varmış bir yokmuş diye başlayan, bir masalın içinde olsaydık eğer kervan geçmeyen kuş uçmayan diyarlarda devemle tıngır mıngır giderken karşıma üç başlı dev çıksaydı; sihirli kılıcınla gelip kurtarır mıydın beni?
Kaf dağının arkasında, zümrüd-ü anka kuşunun yuvasında, Alaadin'nin lambasını bulup dokunduğumda içinden sen çıksaydın, üç dileğimi gerçekleştirir miydin?
Duvarları zümrütten, pencereleri çilekten sarayda yaşarken, hastalanıp çaresiz yataklara düşsem; benim için ülke ülke, köy köy dolaşıp kör kuyununun dibindeki şifalı iksiri bulup getirir miydin?
Hapsedilmişken bir şatoya saçlarımı pencereden dışarı sarkıttım peşimde kırk haremiler cebimdeki son kırıntıları da bıraktım yollara..
Hadi bul beni..


PS: Uyusam, uyansam ve takvim 15 eylül 2004'ü gösterse.. Sadece bi kez o eski ben olsam.. Tamamen aynı seçimleri yapacak ve yıl 2009 olduğunda yine şu anda olduğum kişi olacak olsam bile.. Bir kez daha mutlu uyansam.. Nefes alsam..
 
posted by Gökçe at 2:53 PM | Permalink | 2 comments
İsyanname
Kurarım masamı gecenin orta yerine, nefese döner sigaramın gri dumanı, aldığım her nefes parıldar sana dönüşür.. Bağıramam aman duyar ruhum, fısıldarım bedene söylediğim her hece hüzne dönüşür.. İçmekle tükenmez şarap, göçmekle bitmez yollar.. Sıkıntı asfaltım kordan yola dönüşür.. Böyledir bende hüzün bırakırsam yırtılacaktır! Bırakamam! Sana dönüşür.. Arındıkça coşar yara kapanmaz, tene dönüşür..

Mahalle arası top koşturan; bir anne sesi mesafesinde yaşamım.. İlk opüşmenin adresi, saklanbaçta yazılıydı ebe olmadıkça.. Her vitrinin dibine bakan dünyam içimdeydi artık, bir oyuna davet gibi..

PS: Kendi derinliklerimde yüzer.. Yakamoz ışıltılarını yıldızlara çevirirm.. Kör karanlıklara girmeme gerekirse küçük bir oksijen zerresi olup diplere batarım..
 
posted by Gökçe at 6:07 PM | Permalink | 0 comments
Ben'derleme..
 
posted by Gökçe at 5:48 PM | Permalink | 4 comments
● .. ● gece dil oldu ● ...
PS: Resime sağ tıkla "bağlantıyı yeni pencerede aç"..
 
posted by Gökçe at 3:27 PM | Permalink | 1 comments
Lasciatemi Cantare ♥
Aslında niyetim doğum günümle ilgili bişiler karalamaktı ki rahsan sobeleyip kaçmış.. Sözlük moduna dönüş baş gösterdi bende bi yerlerde (u: )olmalı..

Yapılması gerekenler;
1. Ödülün logosunu bloguna eklemek.
2. Ödülü aldığın kişinin linkini, ödülle ilgili yazına yazmak.
3. Sevdiğin 7 şeyi listelemek.
4. Sevdiğin 7 blogu listelemek.
5. Ödülü göndereceğin bloglara mesaj bırakmak gerekiyormuş (burayı kopinin kopisi peyst yapıyorum)

Ne zormuş mimlenmek, geçen aylarda yine mim davasına 4 gün strese girdim. Ben blogumda iki cümle kurar sonunda iğneli iğneli birilerine kızar, hayatıma isim kazıdıkları için lanet okurum ona buna. Yine de iyi oldu bu..
Rahsan'a teşekkür edip top 7'me dönebilirim sanırım.


1. Sevdiğim değil, vazgeçilmezim diyorum ben onun için.. Onunla zaman geçirmek, hatta sadece onu seyretmek bile insanın saatlerini alabiliyor.. Merak edenler için söylüyorum, bu sadece küçük bi köy kaçamağında çekilmiş fotoğrafı aslında kendisi ev ördeği. Uzatmalı yavuklusu var ve son olarak adı viky.


2. Tatil yapmak ve elbette yüzmek. İnsanın kafasındaki tüm kötü şeyleri atabileceği zaman deyip kendimizi kandırsakta aslında o bütün kötü şeylerin bazen halüsinasyona dönüşüp dağ gibi olduğu bi dönem tatil. Deniz deryadır alır dertleri derler ya, yüzmek gibisi yok.. (Sen Muğla'da her sokaktaydın aslında.)


3. Yemek yapmak.. Sevgiliye yemek yapmak.. Sevgiliyle yemek yapmak.. Sevgiliye yemek yaptırmak.. Bu liste aynı konseptte uzar gider.. Sonuç olarak hepsinin ortak bi kaidesi var "Yaşasın yemek yemek"..



4. Arşivim, gerçi bu ikinci sırada olmalıydı. İçinde plak, 45lik, vcd, dvd ve daha bir çok şey barındıran küçük servetim. Zamanımın büyük bir kısmını film izleyerek geçiririm. Hatta nisan başına kadar haftada 10 film bitirdiğimi bilirim. Hep 23 nisan yüzünden; ah Chester, vermeyecektin elime o balonları..


5. İşte tam yerine Kadıköy akşamlarını ekleyip bir ah çekiyorum içimden..



6. Yaz çocuğuyum ama kışa hayranım. Karın aldığı, insanın kardan yarattığı her şekli severim. Yine bir sözlük versiyonu için (gbkz. kardan ka.tak) (gbkz. kardan ördek) (gbkz. kardan kar)..

Tori Amos ile ilgili diye eklemek istiyorum. Ne cornflake girl ne crucify ne de big wheel.. Kar yağarken ailenizden uzaklarda sıcacık evinizde ışıkları söndürün.. Battaniyenizi alıp cam kenarındaki koltuğa uzanın, karın yağışını seyredin, ya da yapın işte aklınıza esen herhangi bir şeyi.. Yapayalnız bir kışı geçirirken kulaklarınızdaki fon müziği kesinlikle winter olacaktır..



7. Yazı yazmak..


PS: Yine birilerini mimlemek gerekiyormuş.. Seni seçtim pikaçu nidasında;
 
posted by Gökçe at 10:26 AM | Permalink | 4 comments
Mavi ve çegingen..
Ne vakit büyüdüğümü hatırlatsa takvimler, dilsiz çocukluğum gelir aklıma, resmi yasaklı şarkılara tutunuşum şeytan işi ıslıklarla..
Ne vakit sussa korkuları doğduğum yanlış şehrin, umuda yazılır yarınları, içinden insan geçen tüm güzel dillerin..
Ne vakit büyüdüğümü gösterse aynalar, balık hafızalı bir akvaryum olur, hüzünle yıkanmış sokaklarda dilsiz çocukların yaşadığı hayatlar..
Ne vakit acıtsa satırlar, bir çocuk esmer gözlerinden yolculuğa başlar, çıplak ruhunu kanatır görmeden basıp geçtiği yalnızlıklar..
Ne vakit büyüdüğümü dayatsa zaman, babam olur tüm an(ı)lar.. Katlini inceden bir gülüşle selamlar, adı unutulmaya yüz tutmuş başarısız kahramanlar..


İçinden insan geçen tüm güzel diller adına; nice yıllara yasak çocukluğum!

PS: Sansürsüz düşünceler yaratıyorum, gülüşlerine dair.. Hecelere bölünüp kaçmaya başlıyorlar, kimi banyoya, kimi yatak odasına kilitliyor kendini ve orda anı olmaya başlıyorlar.. Mavi ve çegingen..
 
posted by Gökçe at 6:14 PM | Permalink | 1 comments
sia-tuesday
1. do nothing today..
2. give yourself a break..
3. let your imagination run away..
 
posted by Gökçe at 10:38 AM | Permalink | 0 comments