<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=30959787&amp;blogName=Suyla+ya%C5%9Fam+%3A%29&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
Evlendiklik..
Biribirini seven, güzel bir ilişkisi olan ve yaşamlarını beraber geçirmek isteyen çiftlerin toplumsal beklentiler ve baskılarla yapmak zorunda kaldıkları bir kurumsal birlikteliktir evlilik.. Yoksa eminim bir sürü insan birlikte yaşamayı ve sevgileri bittiğinde ya da istediklerinde ayrılmayı tercih edeceklerdir. Bunlar için aptal bir belediyenin aptal başkanının onayına ihtiyaç olamaz.. Hatta öyleki biraz uzun süreli bir ilişkiniz varsa arkadaşlarınız bile "ee ne zaman evlilik" demeye başlar..
Tabi bazı evlilikler stephen king romanlarından bile korkunç boyutlara varabiliryor...

Şimdi bu yüzüğüüüü törenle, maytap ataraktan falan final: sol parmaktan sağa geçirince insan evlenmiş mi oluyo...

PS: Konuyla, benim ne gibi bir alakam olabilir?
 
posted by Gökçe at 2:24 PM | Permalink | 23 comments
When ı turn back...
Kimbilir nasıl ve neye gidişin ardından gelendir, geri dönmek. Şükür diyelim ki en azından dönüşü mümkün bir gitmekmiş..
Nice gidişler vardır ki, yüreğimiz kabullenmese de, zoraki durumlar sırtımıza koyup elini, itmiş uğurlamıştır bizi. Ve nice gidişler ki, reddedilmenin ardından gerçekleşmiş.. Niceleri de var ki.. diye uzar gider işte, kim ne derse desin, gitmek çoğu zaman öyle kolay ki.. Ve ardından da geri dönmek; işte budur asl olmakla beraber zor olan, hatta pek ağır gelen nefse bazen..
Geri dönmek; hakikatle yaşayan bir kişinin gerçekleştirebileceği erdemlerden biridir. Nefsi yenmektir geri dönmek, benliğinden sıyrılıp karşısındakine sunabilmektir kendini..
 
posted by Gökçe at 9:00 AM | Permalink | 16 comments
Demir almak günü gelmişse zamandan..
Aylardır haber sitesi gibi okuduğum bloglara özenerek açtım burayı.. Ancak şimdi biliyorumki hiçbir zaman eskisi gibi olmaz.. Aradığım eğlence bu tür bişey değildi ya da ilk günkü kadar haz vermiyor artık yazmak.. Bu yüzden bundan sonra yokum aranızda herkes kendine iyi baksın.. Özlemeyin beni.. Ben mutlu gibiyim sanki.. :))

PS: Güvendiğim dağlara karlar mı yağdı?
 
posted by Gökçe at 6:48 PM | Permalink | 21 comments
Ariel, bir küçük deniz kızı..
Little Mermaid 'i izlemiyeniniz yoktur herhalde.. Öyle ki ben televizyonda her çıktığında dünyamın durduğunu bilirim.. :D Hatırlıyorumda; bir bölümünde Ariel, Ursula adında kötü bir büyücü ile pazarlık yapmıştı. Sesini ödünç vererek bir çift bacağa sahip olmuştu. Adını tam hatırlamıyorumda bi prens vardı insandı tabi :D onun dünyasına gitmişti ariel. Babası ve babasının en yakın muhafızı onu ne kadar uyardıysada Ariel hepsini duymazlıktan gelmişti. Bir zaman sonra ariel kendini tekrar suların altında bulmuştu.. Devamını hatırlamıyorum ama eminim yaptığından pişman olup baba ocağına dönmüştür..

Geçen gün linens mağazasının önünden geçerken vitrinde gödüm yine Ariel'i.. Neyseki iki yastık yüzü verdilerde Su şimdilik benimkinden uzak duruyor.. Ahh ah zamanında şebom şarkı bile çıırmıştı Arielim için :D Bir de şöyle bir resim var elimde kimin olduğunu bilmediğim :P Çarpılıcam ramazan ramazan.. :))

Eee şimdi siz söyleyin Allah aşkına Ariel ile şu resimdeki güzel, şirin, hanım hanımcık kız benziyor mu, benzemiyor mu?

 
posted by Gökçe at 4:44 PM | Permalink | 13 comments
Ooof cannım sıkılıyor..
Konsere gitmek, tepinmek, çığlık atmak, içmek, içip içip eğlenmek istiyorum.. Koca bir yılı devirdim şöyle ağız tadıyla konser dinlemeyeli.. Ya Kenan geldi çakkıdı çakkıdı diye, ya Göksel kanat çırptı arka bahçemde arka bahçem diye.. Ooof of şöyle şenlikler olsun.. Şenlenelim eğlenelim hoppidi hoppidi oynaşalım; içelim güzelleşelim cinsinden.. Ama nerde Trabzon'da o kapasite, yok anacım kaldıramıyo bizim burası.. Şimdi commentlerde dolar ben ona gittim, ben şuna gittim, ben bunu yaptım, ben şunu yaptım diye :(( (Bide kimse yazmazmış :P) İsyanım var ulen yeter ya, günlerdir ders çalışıyorum.. Kafamı kaldırsam not görür oldum..
Konsere gitmek istiyorum.. Bu evenescence konseri fotosuda pek bir ukala arkadaşımın öğrenci değişim programıyla staj niyetine gidip alem yaptığı sırada çektiği bir kesit işte.. Oof of.. Sulin'de beni yanlız bıraktı allegro mallegro diye bişeyler dedi ama anlamadım allah bilir nere gitti.. Mustafa'da ayrı dert zaten 20 dakika sonra gelicem dedi 1 saat oldu hala gelicek.. :((
Şöyle sansasyon yaratıcak bişeyler yapmak istiyorum adrenalin niyetine..

Ne yapsan acep?
 
posted by Gökçe at 6:44 PM | Permalink | 23 comments