"Kararınızı vermişsinizdir, konuşursunuz, gözünüzün içine bakar, öpmek istersiniz, öpemezsiniz, sinirlenirsiniz, neden böyle olmak zorunda olduğunu düşünüp kızarsınıza, ciddileşirsiniz, sonra yumuşarsınız, öpmek istersiniz, gururunuz el vermez.. Birden orayı terkedip gitmek istersiniz, konuşmak istemezsiniz, ama bitirmeniz gerekir..
Gözlerine bakmadan "evet böyle olması gerekiyor" dersiniz, o kafasını sallar, öpmek istersiniz, gitmeniz gerekir, başka dicek bişeyin var mı dersiniz ciddi ve kendinden emin bir suratla, gidiyor gibi yaparsınız; ama yinede bir şey demesini beklersiniz, o sizi ciddi sanıp bi şey demez, çıkarsınız, gidersiniz, arkanıza bakmak, film sahnesi gibi arkanızdan koşmasını dur demesini beklersiniz, ama o demez, kimse bunu gururuna yediremez, uzaklaşırsınız, eliniz telefonunuza gider, mesaj beklersiniz en azından "seni özlicem" die, ama gelmez, işte sallamıyor dersiniz, onun ne düşündüğünü düşünürsünüz, "offf buna mı üzülecem" diyip kafanızı başka şeylere vermeye calışırsınız ama laf hep dönüp dolaşıp ona gelir, şanslıysanız bir daha karşınıza çıkmaz, yoksa bu döngü kendini tekrar eder..
Sonra bu postu acaba cidden sabırla kimse okudumu diye düşünüp "en iyisi ben bunu bitireyim", kime ne ki diyip postu sonlandırırsınız..."
PS: Kurtlar sofrasında yenmeyi bekliyorum.. Dayanacak gücüm, sığınacak yerim kalmamışken ben savunmasızım.. Korkuyorum..



