<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=30959787&amp;blogName=Suyla+ya%C5%9Fam+%3A%29&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
Ayrıldık biz!!
Küçük iskender'in şu dizeleri olayı anlatıp bitirir:

"Kadavra sessizliğiyle çıkalım her sevdadan
her sevda bin kavgaya denk gelsin
kelebek ölüsü taşıyan cenazelerin peşinde
durgun, erdemli, ama sıradan.."
PS: Ruhsuzum, duygusuzum şu sıralar..
 
posted by Gökçe at 1:11 PM | Permalink | 1 comments
Sevdicekle..
Birlikte yapılabilecek en eğlenceli aktivitelerden biri.

Çok kar yağan bir günde sevdicekle dışarıda buluşulur. Atkı, bere, eldiven gibi teçhizatlar hazır edildikten sonra sevdiceğin yanağına ufak bi öpücük kondurulur ve en yakın kar kütlesine yaklaşılıp avuç içine sığabilecek kadar kar alınıp sevdiceğin kafasına geçirilir..

Bundan sonrası sevdiceğin hırs yapmasına ya da eğlence anlayışına göre değişkenlik gösterir. Kafa, göz yarılmadıkça oldukça zevkli geçebilecek bir oyun türüdür.

Ama ben bu havada evde oturup, ne yapsam diye düşünüyorum..
Yemeğe vericem kendimi şişman olucam ahanda kafaya koydum!

PS: Sevdiceği olan için tabi!! Öküz uyku insan, ruhsuz duygusuz insan uyu anca sen!
 
posted by Gökçe at 10:31 AM | Permalink | 0 comments
Dedikodu için..
Genel kanı dişilerin dedikodu meraklısı olduğu yönünde olsa da, bir erkek meclisine sızan ajanlarımızdan aldığımız bilgilere göre, 5 erkek bir araya geldiğinde, konu dönüp dolaşıp "Ayşe niye kızdı, Mehmet kimi kiminle boynuzluyor, Sevtap'ın da memeleri silikonmuş olm" raddesine gelmektedir. Herkes illa ki dedikodu yapar, ancak aralarında belli bir güven sağlamış insanlar bu işten zevk alarak, eğlenirler.
"bu gece beni ara çok sağlam dedikodularım var" ya da "hadi bi paket çekirdek alıp şurda dedikodu yapalım" tarzı cümleler kurabilirler.
Önemli olan ise dedikodu yapılırken araya yalan yanlış bilgilerin, hakaretlerin karıştırılmamasıdır. Dedikodusunun yapılmasından rahatsız olduğunu söyleyen insanların da ya bilinmemesi gereken sırları vardır, ya da söylemleri "ay hep ben hep ben şekerim, niye bu kadar ilgileniyor bu insanlar benim özel hayatımla anlamam ki" mealli cümlelerden öteye gitmemektedir.


PS: İşte dedikoduların döndüğü günahın insan boyunu aştığı günlerden birindeydim..
 
posted by Gökçe at 10:19 AM | Permalink | 0 comments
Furkan bebek..
Gecenin bir yarısı en sevdiğim, haftalardır baktığım, gözümün bebeği furkan balığım birdenbire hastalandığında interneti "yapılabilecek acil bir şey var mı?" boş ümidiyle taramama ve yapılabilecek şeyi bulmama rağmen, acilen gerekli tedavi için nöbetçi akvaryumcu diye bir şey olmadığını anımsayıp üzüntü ve sinirden uyuyamamama sebebiyet verebilen, can yakan şey bu akvaryum işi..
Ahada hasta oldu balucaım..

PS: Gözlerimi kapattım, sakinleştirici aldım biri alsın götürsün yoksa müptelası olacağım..
 
posted by Gökçe at 10:08 AM | Permalink | 0 comments
Furky.. Furkican..

Kimi zaman canımı yakacak kadar sevdiğim, oturup yemek isteyecek kadar tutkun olduğum, bazen karşında paspas, kutu kola veya konserve açacağı gibi bi takım eşyaya dönüştüğüm, beraberken yaradılmışların en kutsalına bakar gibi hissettiğim, hatta yaradılmışların en mükemmeline..
Gözümden sakındığım, kimsenin anlayamayacağı şekilde sevmekten kendimi alamadığım, ayrılsam bile eskitemeyeceğim, beni kırsa bile umursamadığım, ama bazen ona kırgınlığımı onu kırarak göstermeye çalıştığım, kısacası vazgeçemediğim, vazgeçmek için uzaklara gittiğim, gözlerinin önünden gözlerimin gitmediği..

Ansızın gelip hayatimdaki kocaman boşluğu dolduran, beni benden alan, dokunuşuyla nefesimi kesen, herşeye anlam katan adam..

Seni seviyorum derken gözyaşlarına boğulacak kadar derin hissettiğim... Hiç bitmeyecek sandığım.. Sonu olduğunu farkettiğimde etrafımı sıkıca saran aşkında debelenmeye başladığım.. Yaklaşan son hissinin boğazımda düğümlenmesi.. Konuşamamak, ağlayamamak gidişiyle içimden bi parçanın kopacağını bildiğim çaresizligim..

İnanmak istediğim..

PS: Yine de iyiki varsın sevdiğim..

 
posted by Gökçe at 12:31 PM | Permalink | 0 comments