<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=30959787&amp;blogName=Suyla+ya%C5%9Fam+%3A%29&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fazzazzil.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>
Bitkisel hayattayım..
Hayatın küçük oyunları anlamsız, geleneksel ritüelleri gereksiz, olumlu duyguları abartılı, mutluluğu tahriş edici ve umudu samimiyetsiz.. Geriye kalan kas ve kemk yığını ile yaşıyorum..

Saatler süren ve durmak bilmeyen ağlama seansları..
Aşırı ağlama sonucu oluşan sinir krizi, titremeler, ve nefes alma zorlukları..
Etrafta dağılmış yırtık peçete parçaları ve bilimum mektup tarzı anılar..
Sağı solu arayıp "ölüyorum imdat" deme isteği, ancak yapamama..
Telefon ahizesiyle el temasının sıklaşması..
Geçirilen onca zamana lanet etme..
winampta çalan şarkılarda gözle görülür oranda bir değişiklik..

Hayır niyedir ki ailesi tarafından bile hak ettiği şekilde davranılan insana günlerce ağlamak zırlamak, parayla büyütülmüş birine sevgiyi öğretemediğime üzülmek, beni aşağılayarak kendini yüceltmeye çalışan birinin peşinden kendime işkenceler çektirmek.. Koskocaman bir boşunalık dönemi bu aslında..
Kısa süreni makbuldur orası tamam.. Ama hiç böyle bir sendroma girilmemesi tavsiye edilir tarafımca.. Sonra kaçırdığınız filmlere, kaçırdığınız "an"lara, kaçırdığınız "insan"lara yanarsınız bir kendini bilmez, dengesiz uğruna tıpkı ben gibi..
Deliliğini yok etmek için sizi delirtmeye çalışan birine boyun eğmek bu süreyi uzatmak.. Bahar da gelmişken çıksalın moduna girmek gerekmektedir, dostlara selam etmek gerekmektedir..


PS: Yakındır ama gün ışığım..
 
posted by Gökçe at 2:58 PM | Permalink | 2 comments
Ruhsuzum şu sıralar..
Dün akşam itibariyle bedenim yeniden hayat diyebilmiş olsada ruhsuzum şu sıralar..
Hepimizin birer piyon olduğu hayat adı verilen olguda yerimiz nedir, kimiz biz?
Sürekli kendi kendimize sorar dururuz. Evrende kendi yerini bulup, bir hamam böceği, bir sürüngen, bir kuş yada bir ağaçdan farkımız olmadığını kavramak kabullenmesi oldukça zor bir durum. Bizim hayat dediğimiz, kendi yarattığımız uğraşlarımız, isşerimiz, ailemiz, önem verip, yücelttiklerimiz; tanrıdan korkmak, para kazanıp, harcamak, aile kurmak, giyinmek, yemek yemek, spor yapmak, misafirliğe gitmek, insanlarla iletişim kurmaya çalışmak vs. vs. korkularımız, isteklerimiz, arzularımız, dileklerimiz.. Yarattıklarımızın kölesi olarak yaşamaktan başka hiçbir şey yapmıyoruz. Hayvandan farkımız, bize ilkokulda öğretildiği gibi sadece düşünmek. Bize verilmiş en büyük ceza düşünmek.. Başımıza ne geldiyse düşünmek yüzünden geliyor. Evrendeki sıradan yaratıklarız. Kendi yarattığının kölesi olan yaratıklar. Oyun bitince şah da piyon da aynı kutuya atılır unuttuğumuz tek şey bu..

PS: Dedim ya ruhsuzum..
 
posted by Gökçe at 1:31 PM | Permalink | 3 comments