30 Aralık 2009

Lâl-ü Ebkem...

Şüphesiz ben, ben değilim biliyorum bunu.. Ben sadece aynayım, yansıyandan ötürü yansıttığımdın.. Seni düşünmek, sevmek her anı varlık ötesi bir güzelliğin bu arz-ı beşere düşmesinden başka bir şey değildi.. Zihnimden, ruhumdan bir şeyler eksiliyor, akıp gidiyor sürekli.. O kadar yoğun, derin ve fazla ki öylesine durup baktığımda ruhuma sanki hiçbir şey yok..
Hızlı koşmaktan yorulmuş çocuk rengine büründüğünde zaman, her oyunda ebelenmenin bıkkınlığını anlatır mızıkçılara, ayakları yalınların ayıpladığı pabuçlardan yapılır kale direkleri ve yıkılışa konu olur ayak topunun mabedi..
Bıyıklı omuzlardan atlanan ip dolandığında ayaklara, tutar yerini sokakta, alayla başaramama.. Hali hazırda durmuş zaman rengine boyandığında çocuk, anlatır hayıflanmalarını ardı güneşlere gebe bir boz dağa..

PS: Bir günüm geçtiyse seni düşünmeden, o dört yıl gibi gelecek dört asır da zindan olsun bana..

Bir Boztepe anısı: " wouldyouliketodancewithme? "

0 yorum: